şiddet - evinmtas
faşizm - omatsiddetin latince kökeni vis kelimesidir. türkçedeki karsiligi "erk"tir.(vis-violare-violentia...gibi) iktidar ve eylemesi anamlamina da gelir. kapitalizmin insanin dogasi geregi oldugunu söyleyen zihniyet siddetin de insanin dogasinda oldugunu söyler. bu yüzden tvlerde geyikleri parcalayan aslan kaplan belgeselleri göstermeyi pek severler. oysa dogada siddetin ortaya ciktigi durumlar ölüm kalim durumlaridir. tok bir hayvan baska bir varliga zarar vermez, üstüne bazmazsaniz sizi sokmaz, yaz aylarinda bir kurtla karsilasma imkaniniz sifirdir. demekki insan dedigimiz sey ac karnini doyurmaktan öte ihtiyaclari kapsayan bir varolustur. insan hayvan olamadigi icin insan olmustur. güdüsü olmadigi icin bilmek zorunda kalmistir. insanin rujlu dudaklari, fransiz öpücükleri, porno yildizlari vardir. toplumsal bir varlik olan insan "idare" edilmelidir. cunku toplumsallik kural demektir. ancak ve ancak bu sekilde varolabilir. toplumsallasmak siddetin ta kendisidir. ingilizcede iki türlü özgürlük vardir: freedom and emancipation...freedom tanilir, emancipation ise baslibasina bir erk gerektirir. kadinlar haftasiydi gecen bu baglamda simdi feminiklere de degdirmis olacagim ama iktidarin cinsle ilgiskilendirilisi de basbayagi ayrimciliktir. üstelik cahilliktir. simdi "erk" kelimesi "erkek"in kökü müdür?
yasasin avcilik ve toplayicilik
iki kişi arasında fiziksel şiddet, duygusal duygusal şiddetten daha sevgi doludur.
olmadığını sandığımız yerde bile vardır şiddet. doğanın kendisi...
yukarida gecen "feminik" lafi ekonomi siyaset bilmez, cinsiyetini sorunlarin cozumunun yolu sanan feministlere karsilik gelir. hic bilenlerle bilmeyenler bir olur mu...
avcılık, erkeğe; toplayıcılık kadına pay edilmiş. herhangi bir erk dengesiziği sözkonusu değilmiş. sınıf mınıf yokmuş. tarım ve hayvancılık icat olmuş mertlik bozulmuş. şiddeti de tutmuş kolundan ortaya kondurmuş. gökten üç elma düşmüş... o gün bugündür her masal mutlu sonla bitmez olmuş.
çaresizliğin dışa vurumu...
ne köy olur ne ksaba dedikçe bir neron'laşma arzusu...
ruhun inatla ıslak odun sopası çekmesinin, ellerin kaşınmasının acısı...