Şİmdi - mervedin
eskiden - mervedinçember çevrilir, su musluktan içilir, ağaçlara tırmanılırdı. bebekler bezden, silahlar tahtadan, resimler kömür karasından yapılırdı. kızlara ninelerinin erkeklere dedelerinin isimleri konulur, saatli maarif okunurdu. komşuda pişen bize... bizde pişen komşuya düşerdi. geceler ayaz,sokaklar karanlık,yıldızlar parlak olurdu. turşu, salça, mantı evde yapılır, karpuz kuyuda soğutulurdu. erik ağacının çiçeği, pencere camımıza yaslanır, güz yaprakları bahçemize düşerdi. kardan adam yapılır; evlerde soba yakılır, kış gecelerinde masal anlatılırd. merdiven çıkılır, aidat ödenmez, yönetici seçilmezdi. evler badanalı, sokaklar lambasız, mahalleler bekçili olurdu. ajans radyodan dinlenir, çizgi roman okunur, defterlere kenar süsü yapılırdı. hayat, arkası yarın gibiydi, kesintisizdi. her gün yaşanacak bişey vardı. herkes kendi düşünü kurar, kendi hayatını oynardı.
şimdi
şimdi
herkes
yoğun,
yorgun
ve
tek başına...
ülkemizdeki "backpacker"ların sayısı gittikçe artıyor. biz de, bu tür çekici, ilginç ama ucuz seçenekleri gerektiren tatil tarzından hoşlananlar için bir yol gösterici olsun istedik. gerçi yola çıkan herkes kendi tecrübelerini edinmek ister. bu onun hakkıdır, yola bu yüzden çıkar. zaten şehir, yol, hava koşulları ve insanlar değiştiğinden yolculuklar, aynı yere aynı zamanda bile olsa bir diğerine benzemez. ve "yol" herkesin kendi tecrübesine dönüşür. ama yola çıkmadan önce küçük ipuçları almak, genel koşullardan haberdar olmak yolculuğu daha keyifli kılar.
iyi yolculuklar, iyi keşifler...
diye yazıyordu 27 kasım 1999da içeri girerken ;)