ev:
Ailecek (halk dilinde böyle denir ya, sinir olurum bu şekilde kullananlara "k" harfi lüzumsuzdur halbuki) yaşanılan yer.Baba ocağıdır ilk etapta, ücretsiz pansiyondur bir nevi ama belli bir süre tabiki, yok öyle ekmek elden su gölden:),rahata erdiğimiz,en güvenilir mekanımız insanın evi gibisi yok.
ev:
biz insanların evi, hayvan kardeşlerimizin ise yuvası vardır. biz evimize bazen yuvamız da deriz. hayvan kardeşlerimiz yuvalarına evimiz der mi, bilinmez. aslında yuvalarına yuva deyip demedikleri de bilinmez tabii. belki çok acayip bir şey diyorlardır yuvaları için. "zıbınam" mesela. "nereye böyle?" "zıbınama..." bilirsiniz, biz insanların evleri ile olan ilişkileri, hiçbir hayvan kardeşimizin hafsalasının alamayacağı kadar karmaşık olup, bu karmaşık ilişkinin şusu busu fazla derine ...
ev:
"modern toplumun düzenli bir hayata sahip her yurttaşı bir "ev sakini"dir.belirli bir evde ikamet etmeyen birey güven uyandırmaz.ikametgahı olmak devlet ve diğer toplumsal kurumlarca kabul edilmenin önemli bir koşuludur.ev içi hayatın fetişleştirilmesi boş yere değildir.içi boşalmış bir özel hayatın hiper-market ve medya ürünleriyle doldurulmasıdır iktidarca amaçlanan." y.çabuklu
ev:
ev: kiralık olanları ilgimi çekiyor... kiralık ev aramak öyle bir yoruyorki insanı...zihninde hep o oluyor.. öyleki ev bulmuş yerleşmiş olsan bile, gözün hep kiralık ev yazılarına takılır sokaklarda...
"ev" ile ilgili notlar
ingeborg bachmann:
“{faşizm}, {at}ılan ilk {bomba}larla başlamaz, her {gazete}de üzerine bir şeyler yazılabilecek olan {terör}le de başlamaz. faşizm,{insan}lar arasındaki ilişkilerde başlar, iki insan arasındaki ilişkide başlar...â€� genç yaşta trajik bir {ev} kazasında ölen,avusturyalı yazar ve şair.radyo oyunlarından şiire,öyküye edebiyatın birçok dalında eserler veren bachmann'ın,özellikle {malina}'sı gözardı edilmemesi gereken bir kitap.
uğur özakıncı:
"{yol}lara bakıyorsunuz. gelip geçen {insan}lar görüyorsunuz. toprağın kokusunu, size {saat}i soran birinin sesini, {deniz}in çıpıltısını, {rüzgar}ın {saç}larınızla {cilve}leşmesini, {güneş}in utangaçlığını, {ağaç}ların {fısıltı}larını duyuyorsunuz. çünkü siz, yaşıyorsunuz...oysa siz, {kapı}sı m–16 {mermi}leriyle delik deşik edilmiş bir {ev}in iki {göz} odasında, {el}leri göğsünde titreşen, kocasını çoktan toprağa teslim etmiş, ve daha birkaç dakika önce, 15 yaşındaki çocuğunu çelik miğferli, çelik yelekli, makineli tüfekli, nasırlaşmış yürekli askerlerin koynundan ...
evsiz:
"üzeri örtülü kalmış olan tarih evsizlerin,evsiz bırakılanların,sokakta yaşamaya mahkum edilenlerin tarihidir.{ev} sakini yurttaşların güvenliği suçlu ya da serseri olarak gösterilen evsizlerin iktidarca kontrol altında tutulmasıyla sağlanır." y.çabuklu
emek:
{festival}lere {ev} sahipliği yapan;onun dışında neden bağımsız yapımların değil de,sadece popüler filmlerin gösterildiğine akıl erdiremediğim,{beyoğlu}'nun en eski {sinema}lardan biri.