merak ettiğim bir il...özellikle
ahdamar adası ve kilisesi...
bir de sevgilim hep anlatırdı kahvaltıcılarını
sırf bu yüzdenkahvaltı etmek için trene altayıp gitmeyi hep istedim...
son dışarda şahane kahvaltımı 1970li yıllarda bodrumda mandıra diye biyer vardı orda yapmıştım
sanırım onu özlüyorum
özalp.i anlattı hep amcam askerlik anılarında, "ayak basmayı" istediğim yerlerin arasında bu yüzden
bir de bi bilmece hatırlarım:
-bi evde yangın çıkmış, tavandaki kediler yanmamış, neden?
e, taaa Van'daki kediler nası yansın :))
van, ne zaman gitsem darcacık sokak köseşine bile nerdeyse hayran kalıp döndügüm yer...(kiloları es geciyorum:))) fırsat bulanlar görsün derim...aslında yaşadıgmız yerden cıkıp burnumuzun dibindeki güzellikleri yaşamak her zaman bana keyif vermişdir... kilisede yada eski caglardan günümüze uzanan eserleri gezerken bir an o zamana gidip gözünüzde canlandırmak sanırım hapimizin yaptığı şeydir....
van balığı ve kahvaltıları, kedileri, bir de sodalı suyunun gün boyu farklı renklere büründüğü gölü ile ünlü şehir.
ingilizce "one" yani 1 rakamının türkçe okunuşu...