gezgin.com yeni kayıt | giriş 
notlar
aktiviteler
fotoğraflar
gezi yazıları
forum


not ekle
fotoğraf ekle
aktivite ekle
yazı ekle
foruma yaz



gezgin » "hephaestus"

notlar

2 not
iskandinav mitolojisinin doğa üstü karakteri loki (loge) ile çok iyi bir ikili olabileceklerini düşündüğüm tanrı. Büyük ihtimalle "mega şakacı" loki durmadan hephaestusa gerek çirkin olması gerekse karısı tarafından boynuzlanmış olması sebebiyle olur olmadık yer ve şekillerde takılır, hapheastus içine atar atar bir yerde patlardı. Bir nevi kavuklu-pişekar, hacivat-karagöz havası yaratırlardı.
09.02.2007 22:16 grii

{Ateş} {tanrı}sı, roma mitolojisinde Vulcan.

Tavırlarında, kararlarında ve cinsel tercihlerindeki istikrarsızlığı malum Zeus ile böyle bir tanrıdan koca olmayacağını anlamasına karşılık ailenin ve evliliğin tanrıçası olmanın verdiği sorumluluktan kaç(a)mayarak bir krizden diğerine koşan Hera'nın çocuklarından. Daha sık karşılaştığımız bir versiyona göreyse, Zeus'un Athena'yı yardım almaksızın yaratmasına karşılık vermek isteyen Hera'nın, kendi el emeği, göz nuru. Neyse, bu zeus-hera meselesi ziyadesiyle alengirli, girmeyelim…

El emeği, göz nuru dedik ama, doğar doğmaz beğenmez Hera çocuğunu. Neymiş, {çirkin}miş! Evet, öyleymiş. Tanrıların en çirkini Hephaestus, her iki ayağı aksak doğmuş üstelik. Bunun bedeli de, {Olimpos} dağından aşağı "atılmak" şeklinde takdir edilmiş aile kurumunun koruyucusu (kocasından dengesiz olmasın) Hera tarafından. Ama işte Zeus'un sopası yok ki (bu olmadı galiba..); Hephaestos, günler gecelerce süren "düşüş"ten sonra, Lemnos adasında bulmuş kendini kanlı canlı. İşte tam da orada bir demircinin yanına çırak olarak girmiş ve bizim çirkin, aksak Hephaestus, Cyclop ve nymph (evet, evet, peri!) yardımıyla nalbantın, metal işçisinin, esnafın ve zanaatkarın, heykeltıraşın ve dahi tekmil sanatçının tanrısı olmuş çıkmış. Hephaestos'un görüntüsünün, sakatlığa ve deri kanserine yol açabilecek düşük seviyede arsenik zehirlenmesine işaret etmesi ve bronz çağında birçok demircinin de kronik işyeri zehirlenmesinden mustarip olmaları da ilginç bir ayrıntı / yorum.

En yoğun hislerin adamlarından olması itibarıyla, Hephaestus annesi olacak Hera'ya kinini besledikçe besliyor, intikam planları yapıyor gece gündüz. Sonunda haşmetmeablarına enfes ({baştan çıkarıcı}) bir altın taht hazırlayıp gönderiyor. Eh Hera da ayıla bayıla oturuyor tabi, başına (ya da gerisine mi?) geleceklerden bihaber. Bi güzel sarıp sarmalıyor taht kraliçemizi, bırakmamacasına! Olimpos'ta kıyametler kopuyor tabi (bu da garip oldu yahu!); tanrılar anlıyor ki Hephaestus'tan başkası çözemez düğümü. Gün olur, Olimpos döner, değil mi! İkna turuna {gezgin}lerin tanrısı haberci {Hermes}'i yolluyorlar önce, olmuyor. Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir, diyerek bu sefer savaşçı kardeşi Ares'i yolluyorlar. Ne çare; onu da geri püskürtüyor Hephaestus, ateşiyle.(1)
E ama onun da yumuşak karnını bulmak zor olmuyor: {şarap}! {Dionysos} kuruyor sofrayı Hephaestus'un yeraltındaki atölyesinde, güzel şarap, güzel muhabbet derken, ikna ediliyor Olimpos'a çıkmaya, katır üzerinde (ey şarap sen nelere kadirsin!).
Amaaa, bir şartla: "Aphrodite, benim olacak!". Çaresiz veriyorlar kızı tabi; başlık parası falan, mantık evliliği sonuçta.

Böyle anlatınca yok olmadığını zannettiğim trajik bir hikayedir bu, benim için. Bundan sonrasındaki en önemli (karısını Ares'in kolları arasında yakalaması da önem arz ediyor zira) unsur, Hephaestus'un sergilediği hünerler belki: Hermes'in kanatlı sandaletleri ve şapkasından, Achilles'in zırhına, Eros'un yayı ve oklarından, Helios'un atlı arabasından, Aphrodite'in meşhur kuşağına kadar türlü eser. Diğer tüm tanrılar yayılırken, entrikalar, manipülasyonlar peşinde koşarken, Hephaestus "çalışan tanrı" olarak bilinir. Tintoretto, Velazquez, Ruben ve van Dyck'in, sanayi çağının arefesinde bu tanrıdan etkilenmiş olmaları, bu anlamda şaşırtmıyor. Hephaestus, insanın, doğaya bağımlılığı ile "sınai doğası" arasında köprü kuran, bastırılamaz yaratıcılığının bir simgesi. Eserleri üstün ve rakipsiz. Ne var ki, tüm bu maharetin ötesinde, tıpkı kendini "işiyle" özdeşleştiren "modern insan" gibi, sosyal anlamda tam bir "kaybeden"! Çirkinliği ve bedensel özrü işinde mükemmelliğe engel olmasa da, o, baltasını / yaratıcılığını kullanamadığı mahremiyet / kişisellik dünyasında kaybolmuş bir tanrı.(2)

O halde tüm kaybedenler / kayıplar için, bu akşam bir bardak şarap için!

(1) Prometheus’un, Hephaestus’tan çaldığı ateşi insanlığa armağan ettiğini hatırlayalım. Dün Olimpos’ta kadir’in ağaç evlerini bitiren ateşin kiminle alakası olduğunu bilmiyoruz ama. kimsenin günahını almayalım akşam akşam.

(2) Stassinopoulos, Arianna ve Roloff Beny (1983), The Gods of Greece, New York: Abrams.
09.02.2007 04:39 nano