yalnızlığı soruyorlar,
yalnızlık;
bir ovanın düz olusu gibi birsey
hiçbirşeyim yok akıp giden sokaktan başka...
cemal süreya
bırak beni....
yalnızlıgımı yalnız yaşamak istiyorum
yalancı ellerini ellerime uzatma
sus lütfen
kulaklarım duymasın insanı kandıran sesini
gözlerinide çek üzerimden
git burdan
bıktım kalabalıklar içinde yalnız kalmaktan
kaçıyorum artık
zor ama gerçek işte
senin gibi ben terkediyorum şimdi
bilirsin sana dayanamadığımı
beynimi bulandırma
git,sen gittikten sonra bende gideceğim
bilme nereye gizlendiğimi
gözlerimden süzülen yaşların
hangi kaldırımları ıslatacağınıda bilme
son sözümü söylüyorum sana
bırak beni
yalnızlığımı yalnız yaşamak istiyorum
Öyle yalnızdı ki, azrail gelsin diye bileklerini kesti.
yanlız olduğunu bile söyleyememek
"beni bilirsiniz ben nerdeysem yalnızlığın başkenti orasıdır..."(cemal süreya)
...Damlalar belli bir düzene göre çarpıyorlardı sanki penceremin camına, önce iki tane çarpıyor sonra bir, ondan sonra aynı iki ve bir, bu sefer daha hızlı sonra bir anda yavaşlayarak.. Kendimi damlaların ezgisine bırakıyorum , önce birbirine yaklaşan sonra bir anda uzaklaşan iki sevgili , yok yere biten ve dayanamayıp yeniden başlayan ilişkiler, karakterleri oturmamış bir erkek ve bir dişi.. Ya da şekillenmemiş aralarındaki sevgi , saf haliyle duruyor öylece.. araya kıskançlıklar giriyor sonra zorunlu yalanlar, gülen iki yüz oluyor ,gözyaşları dökülüyor ardından, sonra yine gülen yüzler, akan gözyaşları.. Bu sabah yağmurun sesiyle başladım güne , damlalar çarpıyordu pencereme önce iki sonra ayrı
Hayatımda bu damlalar gibi süregeldi hep , bir farkımız yok yere biten ilişkilerin sonrasıydı , ve yalnızlık .. Önce iki oluyordum sonra ayrı…
gölgem ve ben...
çıkarsız aşkın buluğ çağından sonra var olmadığını ,evliliklerin bir içtenlik illüzyonu olduklarını farkettim...erkeklerin vasat kadınları çok daha kolayca sevdiklerini ve onları kendileriyle yüzleştirecek kadınlardan uzak durduklarını anladım...ve yalnızlığın,eğer kendi acıma tuzağına düşülmezse,özgürlüğe,hayal gücüne,yaratıcılığa çokça yer verdiğini ve doğru şekilde kullanılırsa insanı zenginleştirip bir heyecanlar silsilesi yaşamaya imkan sağladığını keşfettim...
şahidi olmayacak üç kavramdan biri;yanlızlık, sessizlik ve kimsesizlik
senle beraber olsam da sevgilim,
ayrılsak da ölsek de bu yolda
hep yalnızlık yavrum yalnızlık ömür boyu
yalnızlık ömür boyu
senle beraber olsam da sevgilim
hiç görmesek birbirimizi,özlesek
ömür boyu bağlansak da,sevinsek de,üzülsek de
yalnızlık ömür boyu
birden sen gelsen aklıma,seni unutsam bazı bazı
meraklansam gizlice, delice kıskansam seni
hep yalnızlık var sonunda,yalnızlık ömür boyu
hep yalnızlık var sonunda,yalnızlık ömür boyu
yanlızlığın, sessizliğin ve kimsesizliğin şahidi olmaz
paylaşılmaz...
Yalnızlığı hissettim...
Yalnız hissettim...
büyütür
ardından johnny cash, solitary man ile gelirse işte o "his" de...
yalnızlığım şarkılarda...
don't know that i will
but until i can find me
the girl who'll stay
and won't play games behind me
i'll be what i am
a solitary man
solitary man
her şeyin başı sevgi diyeni "ohoo sen hala orda mısın yahu" ile ya da tarihi geçmiş espri anlamındaki mimikle karşılarız da, englebert humperdink'in içimizi ısıtan - ve buran - şarkısına nasıl da eşlik ederiz.
evet...lonely is a man without love...
yalnızlık üzerine yazabilmek,
yalnızlığı dışsallaştırabilmek,
kana kana akıtabilmek,
akışı izleyebilmek,
izlediğini dillendirebilmek,
dilde sığınabilecek yerler bulabilmek,
yalnızlıkla yalnız kalmak,
yalnızlıkla iki baş olmak,
bir milyon defa yalnızlık demek,,,
yalinlik
doğa kanunu...
yalnızım
yalnızsın
yalnızız