trabirazon vardı efes'in sponsorluğunda açılan, daha sonra ismi beğenilmeyip değiştirildi... fakat müptelası bilir salon b'nin kıymetini...
trabirazone'a gidilesidir. efes'in kalesi idi o zamanlar, bir zamanlar.
trabirazone
kömür kokulu ayrılıklar
bu akşam kemençenin yayı yüreğimin tellerinde geziniyor,
ve çalıyor en sevdalısından memleketimin türkülerini…
bir kasım ayında, diyelim bir çarşamba günü,
akşam namazından yirmi dakika önce
nasıl kokuyorsa akçaabat'ta liman,
hani seferden dönen balık ağları dinlenir ya limanda,
bir yandan da tayfalar, portakal kasalarını
mangala köz yapıp doyurur ya karnını
taze hamsi, ekmek ve soğanla…
bir yandan da havada odun, kömür kokusu,
duman olur salınır şehrimin üzerinde,
aman rüzgar çıkıp da dağıtmasın!
bir de çise atıyorsa tam o vakit,
dert ettiğim şeye bak, ne zaman eksik oldu ki…
limanın ucundaki ışıklı atatürk büstünün altında,
bizim ulaş, limancı şükrü'ye inat,
bir elinde samsun sigarası,
diğerinde bol talaşlı, demli ve şekersiz bir çay,
akşam karanlığında orta mahalleye doğru
dumanın üfleyip kısmetsizliğine küfrediyorsa yöresel dilde…
işte ben de öyle küfrediyorum sensizliğe,
dinlenirken yüreğim yorgun hamsi ağlarıyla
limanın betonunun üzerinde.
ne kadar dinlensem de kokum hiç gitmeyecek,
bunu bilerek…
ben de karnımı doyuruyorum
yüreğimdeki ateşin közünde,
sermayeden yiyerek…
ben de kömür kokulu ayrılıkların dumanını soluyorum
ha karbon monoksit, ha da sensizlik…
öldürmüyor mu her ikisi de?
bir gurbet ki bu,
çıkan bir pişman, çıkmayansa bin…
fındık, çay, tütünü kimse dikmez oldu zaten,
bir de trabzonspor, bir de akçaabat sebat…
herkes bunları soruyor,
"bizim oralar" deyince…
oysa kimse bilmiyor ve merak da etmiyor,
parasızlık, fakirlik, garibanlık,
milletin gözünün felemitine girerken,
niye ölmüyor kimse açlıktan diye…
bulursak bir cıza et
yiyoruz hep birlikte.
bulamazsak da dert değil,
bir misina bir kanca yeter…
kimi aç bırakmış ki bu topraklar, bu deniz,
karadeniz…
ah gurbetlik ah,
attan indi eşeğe bindi demeseler...
yedi sülalene öyle güzel küfürler var ki bildiğim,
ne de güzel söverdim akçaabat ağzıyla…
"baybars öncü" 30 aralık 2004