"bir ormanda tutup onu
bağladılar ağaca
yumdu sanki uyur gibi
gözlerini usulca
bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle
diz çöktüler karşısında
sonra ateş ettiler
parçalanan yüreğine
yuva kurdu mermiler
bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle
gelip kondu bir güvercin
ellerine o gece
kırmızı bir çelenk oldu
bileğinde kelepçe
bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle"
hem bunları yazan, hem radikal-2'de 'yaşamak hatırlamaktır' ve de o ne güzel 'alleben öyküleri'ni yazan güzel abimiz. hem onu hem bunu yazmak, yazabilmek; budur işte.
...
bana çiçek gönderme
bir kuş ağacı gönder
alnıma dokunanlar
iyileşmiş desinler...
"...
mektupsuz koma beni,
aşkını uzun uzun anlat, utanma anlatmaktan,
senin elin benim elimi tutsun,
birlikte sıçratsın ayaklarımız
yenidoğan'ın çamurunu,
aynı duvar halısına işlensin ceylanlarımız.
dostum benim, yokuşlu yolum, düzgün ovam,
günün hangi saatte battığını görememiştik seninle,
tepelerin arasındaydık çünkü,
saçak altlarına sığınıyordu çocuklar,
her evin eşiğinde sessizlik vardı.
o sessizliğin marşını öğret bana
gizli bir pınar gibi toprak altında akan
ama bütün kıtaları dolaşan marşı"
"ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün
ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün
serinlik vurdun korulara, canlandı serçelerim
sen mavi bir tilkiydin, binmiştin mavi ata,
ben belki dün ölmüştüm, belki de geçen hafta.
sen bana çok güzeldin, senin ayakların da."