gezgin.com yeni kayıt | giriş 
notlar
aktiviteler
fotoğraflar
gezi yazıları
forum


siyabend

notlar

siyabend notları | tümü

ulusalcı onbir

Yedek olarak Erol Manisalı da gerekli bu takıma.Takımda herhangi bir kilitlenme durumunda sahaya dahil olup birşeyler yapabilir.Özellikle takım soldan yüklenecekse bu arkadaş şart.
29.08.2007 10:23 siyabend

yusuf halaçoğlu

"- kürtler türkmendir.
- evet abi.
- kürt aleviler maalesef ermenidir.
- çok doğru diyosun.
- italyanlar üzülerek söylüyorum ki rustur.
- bak bunu bilmiyodum.
- tabii. ruslar da aslında almandır.
- hmm.
- laetitia castayı bilir misin?
- bilmem mi.
- o da korsikalı değil fransızdır.
- nicole kidman?
- esas olarak romen.
- anita ekberg?
- özünde türk. sıradaki.
- lucy liu?
- leh.
- tyra banks?
- japon.
- peki son bir soru abi, benim köküm nerededir?
- sen öz be öz türk çocuğusun, al bu da belgen.
- büyüksün. abim benim. gel boynuna sarılayım, o mübarek ellerinden öpeyim! "

(Yazı bana ait değil,alıntıdır.Büyük düşünür Yusuf Halaçoğlu'na en fazla böyle makarayla cevap verilir, fazlası Yusuf'a da fazla)
23.08.2007 01:51 siyabend

yılmaz odabaşı

Defolu Çıkan Hayat Ve İyi Yürekli Çocukların Serencamı

I
Uzun boylu ağrılara atıldım
Sokaklarda
Hırçın rüzgârlara katıldım
İyi yürekli çocuklar sessizce
Büyümekte
" dünyanın şavkı kendine,
Efkârı bize mi?demekte;
Kimileri taburlara, koğuşlara gitmekte
Kimileri sidikli döşeklerde upuzun uykulara
Düşmekteydiler
Uzaklarda yaşlı çam ağaçları sessizce çürümekteydiler...

İyi yürekli çocuklar
Günlerin rahmine yaslarken düşlerini
Bazen apansız ölmekte
Ölmekteydiler...

Ama şalvarları gül desenli döne'ler
Yeniden dillenip döllenmekte
Doğrulup yeniden dillenmekte
Ve sokakların, a(damların), kedilerin üstünden
Rüzgârlar esmekteydiler...
(gecede bir fahişenin koynunda uzun donlu, nizipli bir tüccar üşümekte; kaçak elektrik kullanılan evlerde sümüklü oğlanlar " püsküvit”(!) istemekte ve sımsıcak somunları kavrayan yaslı eller, balta girmemiş hayatın ortasından korkak ve küstah bir tevazuyla yürümekteydiler... iyi yürekli çocuklar düzineler halinde feleğe küfrederek geçmekteydiler; sonra gecede mart kedileri, ay ışığı ve iniltiler... hep aynı nakaratta köhne bir hayat...)
Sonra bildik törenler, kanıksanmış itaatler
Ve her aşkın künyesine bir gün
Dökülen küller...

Sonrası pazaryerleri: patates, pırasa vs.
Taksitler ödenip senetler alınacak bu ay da
Bu ay da sürüm sürüm
Turplara sıkılan limon damlaları gibi duraklarda

Defolu çıkmış hayat
Kimin umurunda!


Kimin umurunda
Yeni donlar giyen eski kadınlar
Ve bilumum " öteki”ler
Dolup boşalan kültablaları
Bozuk sifonlar
Şerefsiz adisyonlar
Ve yamalı bohçalar gibi uzayan yollar

Kimin umurunda
Buharlaşmış oğullarını arayan anaların acısı
Ve yaşlı bir kemancının eskimiş papyonundaki keder...

/sürerken ıssızlığın ödül töreni
Sen topla dur topla dur dağılan sevinçleri.../

Iıı
" -vay anasını bu maçı da alamadık abiler
İpne hakemler bizi yine mağlup ettiler!”

İyi yürekli çocuklar sessizce büyümekte
En pahalı düşleri dolara endeksleyip
En ucuz pazarlara sürmekteydiler
Sonrası aşkın
Ve şarabın şanına düşen gölgeler...

Gölgeler
Kimin umurunda?
Yoruldu yorgunluk da
Aşk bir yana, düş bir yana!

Paranın sultası düştükçe
Düştükçe aşka, ışığa ve şarkıya
Her şey hızla ayrışmakta
Üstelik gün ortası, ışıkta!

Her şey pazar
Ve karmaşa...
/sürerken ıssızlığın ödül töreni
Sen topla dur topla dur kirletilmiş düşleri.../
Iv
İyi yürekli çocuklar sessizce
O aşınmış saçaklarda, yollarda
Israrla yanlış atlara binip
Israrla düşmekteydiler...

-yok yoluna geçti geçen günler
..k yoluna kaldı kalan günler geride
Bu yüzden aşk dediğiniz nedir ki be abiler?
Camları buğulu bir genelev odasında
Vizite fiyatına...

Solarken
Gecekonduların dar pencerelerinde bal gözlü kızlar...

V
Sürerdi
Yine sürerdi mırıltılar ve homurtularla hayat
" bu maçı da alamazken abiler”
İyi yürekli çocuklar sessizce büyümekte
Büyüdükçe kirlenmekte
Kirlendikçe ölmekte
Öldükçe bilmekte
Bildikçe acımakta
Acıdıkça görmekteydiler
Ki her fırtınadan ve anıdan geride
Herkes figüran
Yaşamın sahnesinde...

Sahnesinde
Yaşamın
Kentlerin kaldırımlarında upuzun dilenciler
Minibüslerde demlenmiş ter ve çürük sperm kokusu
Sahnesinde
Aşklarla rus ruleti
Ve tel kaçıran çorapların kederi...

Sahnesinde
Brüt bir yaşam
Net bir ölüm

(bırak rezil gündüzleri
Geceye yaslan gülüm!)


İyi yürekli çocuklar o mahallelerden
Düzineler halinde geçmekteydiler...
Uzak ormanlarda yalnız meşeler sessizce büyümekteydiler

-işte bu vuruşlar sürdükçe
Maç mı alınır ulan sayın abiler
İpne hakemler bu sezon da bizi mağlup ettiler!

Aşkta
Düşte
İşte
Birer
Birer
İnerken
Beyaz
Bayrakları

/b i z i m ç o c u k l a r,
B ü t ü n m a ç l a r d a y e n i l d i l e r.../
16.08.2007 13:14 siyabend

turgut uyar

Kaçak Yaşam Yergisi

Günlerden o gün alıp başımı evin yolunu şaşıracağım
Taze ekmeğim eski kanlarım benim ellerim şaşıracak
Ya da tek başına acıkacaksın sen tek başına gözlerin
Hiç umurumda değil ya şundan şundan şundan korkuyorum
Kim uydurdu bu haziranı bu temmuzları bu yaşamaları gizli kapaklı
Bu yulafları oğlakları bardakları bu bütün puştlukları bu şarkıları

Hiç umurumda değil yoksa yalnızlıklar, bozuk paralar, uzun boylu ayışıkları, gelip gelip giden sarhoş­luklar, sabahleyin yalnız yatakta az az üşümek, hani insanın kendi kendini bulamadığı, hatırlayamadığı saatler olur ya, işte onlar. Bir keresinde böyle saatlerin birinde bir şarkı duymuş­tum da işimi gücümü koyup sokak sokak bir kadın aramaya çıkmıştım. Sonra bulamamıştım. Bir iğrenmiştim nedense, gidip bir köşede kusmuştum.

Akşamları eve hep arka sokaklardan dönüyorum
Pencerelere bakmıyorum dükkânların mostralarına bakmıyorum
Kadınların eteklerine bakmıyorum hiç
Sağıma soluma birbaksam biliyorum sapıtmak işten değil
Bir baksam ertesi gün kimbilir nerelerde olurum
Uzak şarkıları dinliyorum sıkı sıkı aşık oluyorum
İyi niyetle merhaba ağaçlar evler bildik bulutlar
Öğrenciler memur kişiler bana benzeyenler
Ben kaçmaya çabalıyorum hoşnut muyum
Siz kaçtığınız yerde hoşnut musunuz
Konuşup gülüşüyoruz umumhaneye nasıl gittiklerimizi anlatıyoruz

Hiç yanıma yöreme bakmıyorum
İlle şeytan minarelerini düşünüyorum büyük pullu deniz dibi balıklarını
Kadınlar adamlar şehri uğultularla dolduran namussuz kalabalık
Yorgun kalabalık iyi kalabalık alaycı düzenbaz kalabalık
Bir karışsam içlerine bir uysam biraz gülmesem
Ertesi gün kimbilir nasıl yaşarım

Bir çalıştığım oda var üç pencereli, bir arka yol, bir gökyüzü, göre göre önceleri sevdiğim sonra alış­tığım, sonra ezberlediğim artık kurtulduğum ağır aksak gökyüzü, her gün her sabah bir şu kadar kuşun, adamın, uçağın, yağmurun yunup arındığı gökyüzü, bir de geceye karışmaya başlayan tek tük ışıklı, ama nasıl sıcak ışıklı tanıdık evler, Zekeriya Bey'in evi, Süheyla Doğrusöz'ün evi, Ali Özaçar'ın bakkal dükkânı, Temiziş kolacısı Süleyman, sonra kendi evim, yatağım, yorganım, çorbalar

Gidiyorum geliyorum dünyayı bu kadarcık belliyorum

Halbuki ben ne hinoğlu hinim aslında, iyice biliyorum, açlıklar, inadına kanlar, çıngıraklar, dövüşken horozlar var, ormanlarda zaman zaman unuttuğumuz haydutlar, enginar tarlaları, pamuk tar­laları, ırgatlar, sekiz yüz kadem derinliğinde kö­mür arayanlar, zorlu aşklar, buğdaylar buğday­lar , ilâçlar ilâçlar

Halbuki biliyorum biliyorum ama ne ben yokum ne onlar eksik
Akşamları hep arka sokaklardan dönüyorum
Biraz bıkkın bir parça kırık korkunç umutsuz ve sakin
Eve geliyorum seni buluyorum bir seviniyorum bir kızıyorum

Sonra biliyorsun
07.08.2007 12:47 siyabend