ahlak:
ahlaka gore, eger toplumsal olan taklit ise, bir toplumsallik olarak ahlak da (ki bilim ve sanat da) taklittir. bu durumda ahlak "iyi" ve "kotu" kavramlarini cikarttigi otantik bir gerceklik varsaymak zorundadir. yani kelimenin gercek (ve modernist) anlaminda "iyi" ve "kotu" var olmak zorundadir. en azindan bu kavramlara temel olusturacak yasamlar vardir denebilir. sonuc olarak ahlakin bir toplumsal temeli vardir aslinda. amma velakin, yine ahlakin ...
taklit:
modern soylemde, bir oncul varsayan kavram. taklit, otantik oldugu varsayilan gercekligin yakinsama olarak ve az cok deforme bir sekilde yeniden uretilmesidir. bu anlamda modern oldugu kadar realist bir kavramdir. postmodern soylemde ise taklit, gosterenini kaybetmistir. modernite baglaminda "gercek", kendinde-sey iken; postmodernite baglaminda taklit, kendinde-seye donusur.
sanat:
taklit meselesinde aklima birtakim sorular geliyor. taklit edebilmek icin taklit edilecek dogal veya toplumsal nesnenin/oznenin az cok bilgisine sahip olmak gerekir. bu anlamda sanat dogal/toplumsalin dilinin de taklit edilmesidir. ama sanatci somut bilgisine sahip olmadigi ve dahasi dogal ve toplumsal dilde ifade edil(e)meyen dogalliklara ve toplumsalliklara da dil verme yetisine sahiptir. yani henuz kendisine bir dil ve dolayisiyla bir kimlik yaratamadigimiz bir yasama, sanatci ...
din:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=234352 gunduz vassaf cok ilginc bir analiz yapmis. bir kismini alintilayalim: "Futbolseverler eleştirmezler mi futbol takımlarını? Hem de nasıl! Siyasi partileri tutanlar da öyle. Umduğunu bulamasın, ilk seçimlerde partisini alaşağı eder seçmeni. Memleketimizi severiz ama yerin dibine de batırırız. Ağzımızdan kimbilir kaç defa çıkmıştır, "Biz adam olmayız" sözleri. Vatandaşlarımızdan başka ülkelerin uyruğuna geçen olunca da vatan haini diye kınamayız. Evlatlarımızı severiz ama, az mı ...