at
küçükken, babam emekli olmadan abimle bana hep kır atın köroğlunun hikayesini anlatırdı ben de hep beyaz bir atımız olsun isterdim sonra babam emekli olunca köye göçtük babam kahverengi[doru]bir tay aldı. ilk önce hiç sevmedim bu tayı ama sonralı alıştım ve babam at 6 yaşına geldiğinde satmaya karar verdi ben de ona bir şiir yazdım satmadan önce son gece onu tımar etmek için yanına indiğimde.
yelelerin mi rüzgara
yoksa rüzgar mı yelelerine düşman
hem savurur hem savrulursun yerinde esen yeller önünde
rengin doru parlak
kuyruğun doruklarda
yolları al dağları al kendine
bana yollarda dağlar gibi tozunu bırak
yıların elimde sen kuşları dinle
sonra bir ürk de yolları nefesinle yak
bir kere şaha kalk ne olur bir kere kişne
yayla yolu nihayete ermede bak
güzel atım doru atım adsız atım
sen git de bana tozunu bırak
önder