teferruat
aslında lügatteki karşılığı hiç de rencide edici değilmiş. detay diyor, ayrıntı diyor. e severiz böyle şeyleri, hatta düpedüz olmak isteriz. "ben bir detayım, sen de bir ayrıntı. ne güzeliz böyle, değil mi?"
lügat dedim de, bir kısmı esen rüzgâra göre güncelleniyor zannımca. zira mesela
http://tdk.org, cümle içinde şöyle kullanmış (cümle içinde kullanmak! ilk tedrisatın sevimli antrenmanı! "'otobüs' kelimesini cümle içinde kullan bakayım evladım," "tabii örtmenim, hemen: 'ben bugün otobüs gördüm!'")... ne diyorduk, haa!
http://tdk.org, falih rıfkı atay'dan yaptığı bir alıntıyla halletmiş bu kullanma işini: "mustafa kemal teferruat ile uğraşmayı sevmezdi."
"gerisi"dir filan ama, dedik ya, iyidir. cümle içinde de iyi durur: "ben bugün teferruat gördüm."
perva
sakınma, çekinme... farsça'dan geldi. önceleri kabul görür gibi olsa da giderek yüz verilmez oldu...
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4183735.jpg