bir şey ya bildiğinden, ya da bilmediğinden uzaktır. bilmediğinden uzak geliyorsa sana, yaparsın; ama bildiğinden uzaksa... gitsen gitsen de bitmeyecek yol, sorsan da alamayacağın cevap, ustura ağzı gibi sessizliktir, kanatır. kavuşsan o "uzak" olana, aynı anda ayrılığın hüznü başlar bedeninde. göz pınarlarında uzağın tazyiki, elin gider tütüne... o bildiğin uzak hiç kapanmayan yaradır, bu akşam olduğu gibi bazı bazı kanar.
hiç bilmemiş olmayı dilemedim; ama artık dikiş tutmalı yara.
sen
ben
o
-kadın, kime ağlıyorsun?
- uzaktakine
("uzaktaki", faure'nin bestelediği şiir).
"(nasıl, nesne burada olsa da, olmasa da, istek her zaman aynı değil midir? nesne her zaman uzakta değil midir? kendinden geçme bir değildir; iki sözcük vardır: pothos, burada olmayan varlığa duyulan istek, bir de himeros, buradaki varlığa duyulan istek, daha yakıcısı.)"
{bir aşk söyleminden parçalar}
haala...
geceler uzun ve yalnız
yoksun sabaha kadar
düşümde bile günahkarsın
bunu kim hayra yorar