sonbaharda kültür parkta gezerdim.sabahın hoş bir sedası vardı gölün suyunda.okuldan kaçıp buaraya kız tavlamaya gelirdik.-bakarmısınız!... arkadaş olabilirmiyiz!...HAYIR!..genelde bu cevap alınsa sonradan olumluya dödürülür ve sevgili olunur elele gezilir sonra aşıklar parkının sotelerinde öpüşülür.ve nedenini hatırlayamadığım eften püften nedenlerle ayrılırdık birbirimizden.gündüz vakitlerinde ise kediler kendilerini güneşe bırakıp şekerleme yaparlardı.gündüz vakti ömrümüzn o bitmez koşuşturmasına ağlet edilirken içimden -kedi olmak vardı be!- derdim.hatta bazen kendimi işten güçten alı koyup kedi seyretmeye bırakırdım.akşamlar bursa da değil belki bütün şehirlerde beklentileremi gebedir.hep güzel bir demde kalabilmeyi ve güneşin orada asılı kalmasını isteyemezdim evet manzara güzel olabilirdi ama gece bu sokaklar da gezmek,kendini karanlık köşelerde bulmak yağni korkunun ve cesaretinin buluşmasına koşmaktı meyhanede dem bulmaya koşardık ama hep aşkımızdan gam vururduk masaya...
Mahvelde oturup köprüyü seyre dalmak bursa ya bakmak gibi geliyor şimdi.çok özledim bursa yı kavuştuğum gibi koşup mahvele doyasıya seyrederim seyri alemi.
yazı / yorumlar
Ne yazik ki Bursa eskiden yasadigimiz gibi degil, son bir ay oncesinde oradydim, tum gencligimizin gectigi Kulturpark, yeniden yapilanmis...ha yine liselilierin genclerin bulusma yeri , ama butun o salas yerlerin yerini bakimli yerler almis, Gol caybahcesi, Ozgen...unutulmaz ilk genclik yillari...
Ve Mahvel... yanmasi ile birlikte cehresini degistirdiler...ne cok gurultulu olmus cevresi..birde artik sadece cay yada mesrubat icierek gecirdigimiz saatler, yada arkadaslarini bulmak icin gidilen yer degil artik...zaten eski dostlarda kalmadi...